kardeslik-icerisinde-bayram-378475
Müslümanların iki büyük bayramından biri. Ramazan ayında tutulan bir aylık orucun bitiminde Şevval ayının ilk üç günü müslümanların bayram

günleridir. Ramazan bayramına, o gün fıtır sadakası verilmesinden dolayı "Fıtır bayramı" adı da verilmektedir.

 Nerede O Eski Bayramlar,

 

  Sevgili dostlar, 

  Müslümanların iki büyük bayramından biri. Ramazan ayında tutulan bir aylık orucun bitiminde Şevval ayının ilk üç günü müslümanların bayram günleridir. Ramazan bayramına, o gün fıtır sadakası verilmesinden dolayı "Fıtır bayramı" adı da verilmektedir.

  Resulullah (s.a.s) Medine'ye hicret ettiği zaman Medinelilerin eğlenip neşelendiği iki bayramları vardı. Hz. Peygamber Medinelilere özgü olan, cahiliye izleri taşıyan bu bayramların yerine bütün müslümanların sevinip eğleneceği İslâm'ın iki bayramını onlara haber verdi: "Allahu Teâlâ size, kutladığınız bu iki bayramın yerine, daha hayırlısını, Ramazan bayramı ile Kurban bayramını hediye etti" (Sünen-i Ebû Dâvud, Salat, 239). Bayram, Ramazan çıkıp bayramın başladığı Şevval hilalini görmekle, havanın bulutlu olması durumunda da Ramazan'ı otuz gün tutmakla başlar. Ramazan'ın yirmi dokuzunda hilal görünürse, ertesi gün Şevval'in biridir ve bayram yapılır (Sünen-i Ebû Dâvud, 3/306).

  Ramazan bayramı, bir aylık oruçtan sonra yeme-içmenin ve her türlü helal nimetten yararlanmanın mübah olduğu; müslümanların eğlenip birbirlerini ziyaret ettikleri, hediyeleştikleri; çocukların, fakirlerin ve kimsesizlerin sadaka verilerek sevindirildiği; kısaca İslâmî kardeşliğin toplumun her kesiminde canlı olarak yaşandığı; bütün bunlarla birlikte Allah'a karşı da sorumluluklarının bilinciyle topluca namaz kılıp birbirine nasihat ettikleri sevinç günleridir. Ramazan bayramında yapılması vâcib olan fıtır sadakası vermek, bayram namazı kılmak gibi ibadetlerin yanında sünnet, müstehab olanları da vardır. Ramazan'ın ilk gününde oruç tutmak ise haramdır.

  Ramazan bayramı sabahı erken kalkıp bayramın canlılığını hissetmek, diğer günlerden farklı bir gün olduğunu görmek, cünüp olsun olmasın guslederek temiz (mümkünse yeni) elbiseler giymek, pis kokulu yiyeceklerden uzak durmak, ağzı misvaklayıp fırçalamak, güzel kokular sürünmek, saçı-sakalı, tırnakları ve vücudun diğer yerlerindeki kılları sünnete uygun bir şekilde temizleyip düzene koymak, İslâm'ın adabından olan güzel şeylerdir ve müstehabtır. Ayrıca fertlerin birbirine karşı diğer günlerden daha fazla güleryüzlü davranması, neşeli görünmek, topluca bayram namazına gitmek; namazdan önce varsa hurma, hurma yoksa tatlı bir şey yemek; bunun da bir, üç, beş gibi tekli olmasına dikkat etmek; namaza giderken Allah'ı zikretmek, karşılaşılan müslüman kardeşlerle selamlaşıp bayram sevincini paylaşmak, bu günü daha bir anlamlı kılacak davranışlardır ve Hz. Peygamber'in sünnetleridir. Yakın akrabaların birbirini ziyaret edip sorması, ihtiyaç içinde olanlara yardımcı olunması gerekir. Ana-babayı unutmamak, hiç olmazsa bayram günlerinde kendilerini ziyaret edip gönüllerini almak müslüman evlatların terketmemesi gereken dinî bir yükümlülüktür.

  Zengin olunsun fakir olunsun, bayram gününde güç yettiğince sadaka vermek, daha fazla müslümanla karşılaşıp sevinci paylaşmak için namaza gidilen yoldan gelmeyip başka bir yoldan dönmek sünnettir. Sadakaların dışında, üzerlerine vâcib olan müslümanlar, bayram namazından önce "fitre" adı verilen fıtır sadakalarını verirler. Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelîlere göre sadaka-i fıtır farz, Hanefi mezhebine göre vâcibdir (Tecrid-i Sarih, Tercümesi, 367). Bayram namazından sonra müslümanların birbirleriyle bayramlaşıp musâfaha yapmaları, kucaklaşmaları İslâm'ın hoş karşıladığı güzel geleneklerdir.

  Sabah namazından sonra bayram namazına kadar hiç bir namaz kılınmaz. Bu konuda İbn Abbâs'tan gelen bir rivâyet şöyledir: "Nebiyyi Ekrem (s.a.s) fıtır bayramı günü yalnız iki rekât kıldırıp ondan evvel de sonra da hiç bir namaz kılmadı..." (Tecrid-i Sarih Tercümesi III, 174).

  Bayram namazının cami-mescid gibi kapalı yerler yerine açık alanda, geniş ve düz bir meydanda kılınması sünnettir. Medine'ye bin arşın uzaklıkta bir yer vardı ki buraya "Musallâ" adı verilmişti. Bayram namazları da burada kılınırdı. Ebû Saîd el-Hudrî diyor ki: "Resulullah fıtır bayramı ile kurban bayramı günlerinde Musallâ'ya çıkardı. İlk başladığı şey namaz olurdu. Sonra namazdan çıkıp, cemaat saflarında otururken ayakta onlara dönüp vaaz eder ve istediklerini tavsiyede bulunurdu. Abdullah b. Sâib şöyle anlatır: "Resulullah (s.a.s) ile bayram namazında bulundum. Namazı bitirince; Biz hutbe okuyacağız, dinlemek isteyen otursun dinlesin, gitmek isteyen de gidebilir" buyurdu (Ebu Davud II, 225).

  Bu geleneklerimize çok şükür ki bu kadar asır geçmesine rağmen bozulmadan devam etmektedir, yalnız gelgelim , yaş ilerledikçe bayramların bizim değilde çocukların bayramı olduğunu düşünürüz , bayram sabahı çocukların şeker toplamak için kapı kapı dolaşmaları o sevinçleri yüzlerinde görmek ailelerini olduğu kadar benide mutlu etmektedir, hele birde o çocuklara harçlık verildiğinde sevinçleri kat kat artmaktadır :), 

  Bu bayram bendeki duygular geçen senekinden farklı değildi, galiba biz yaşlandık , oysa çok değil bundan 20 - 25 sene önce bizde bayramları sevinçle karşılardık, mahallede evleri dolaşır , olmadı bir daha dolaşırdık :) ( çocukça davranış ) , şimdi ise şeker toplayan değil , şeker dağıtanlardan olduk  :), kimbilir yarın bizi neler bekliyor ,bayram sevincini yaşamayalı çok uzun zaman oldu bende , ne sevinç kaldı nede özlem , benim için diğer günlerden pek farkı yok gibi , yoksa bizmi değişiyoruz ?, yoksa zaman bayram geleneklerimizimi değiştirdi ? , oysa günler öncesinden bayram hazırlıkları yapılırdı evlerde, baklavalar , börekler açılır, bayram şekerleri alınırdı, çocuklara harçlık dağıtılmak için bütün paralar bozdurulurdu , belki bu bayramda öyle oldu ama bende ne o eski heves vardı nede heyecan vardı , 3 günlük bayramda 1 güne sığdırılan bayram ziyaretleri arada unutulan akrabalar , çocukken ziyaret ettiğimiz akrabalarımızı , büyüyünce unutur olduk , yada bilerek es geçmeye , unutmaya başladık, unutmayalım ki , bugünün çocukları büyüdüklerinde onlarda bizim şuan yaptıklarımızı yapacaklardır, çünkü çocukken yaptığımız , büyüdüğümüzde farklılaşıyor , bizi biz yapan değerlerimizden uzaklaşıyoruz

   Sevgili dostlar, Çocuklarımıza sahip çıkalım , onlara bayramların anlamını , önemini ve bayramda neler yapılması gerektiğini çok iyi anlatmalıyız, çünkü küçükken çocuğa verilen eğitim, büyükken verilen serbestlikten daha önemlidir, unutmayalım ki bugün bizim yaşadıklarımızı yarın onlar yaşayacaklar, bugün bizim unuttuklarımızı yarın onlar unutacaklar, bugün kaybettiğimiz değerleri , sevdiklerimizi , yarın onlarda kaybedecekler, gün geçtikçe değişen bizlermi yoksa bayramlarmı diye sorarsanız , galiba değişen bayramlar değil , BİZLERİZ,  Ya sizce ? 

      Mertce ,  Saygılarımla 

        22 Eylül 2009 Salı